Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Panik Bozukluğu

Mart 19, 2019 at 12:38 pm · · 0 comments

Panik Bozukluğu

Kişinin tekrar eden ve beklenmedik panik atakları yaşadığı bir bozukluktur. Panik atak, yoğun bir korku ve ya yoğun bir içsel sıkıntı ile gelir ve dakikalar içinde doruk noktasına ulaşır.
Aşağıdaki semptomlardan dört ya da daha fazlasını içerir;
 Kalp atışlarının hızlanmadı
 Terleme
 Titreme
 Boğuluyor gibi olma
 Soluğun tıkandığı duyumu
 Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma
 Bulantı ya da karın ağrısı
 Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma
 Üşüme, ürperme ya da ateş basması
 Uyuşmalar (hissizliği ya da karıncalanma)
 Gerçekdışılık ya da kendine yabancılaşma, kendinden uzaklaşma
 Çıldırma korkusu
 Ölüm korkusu
Panik ataktların en az birinden sonra, bir ay ya da daha uzun süreyle şunlar gerçekleşir;
• Tekrar panik atakların olacağı ya da bunların muhtemel sonuçlarıyla (kalp krizi geçirme, çıldırma ya da kendini kaybetme) ilgili sürekli bir kaygı duyma ya da tasalanmak.
• Kişi yaşadığı ataklarla ilgili davranış değişikleri geliştirir ve bu davranış değişiklikleri uyum bozucudur (sportif faaliyetlerden kaçınmak, bilinmeyin ortamlardan uzak durmak gibi). Geliştirilen bu yeni davranışların sebebi panik atak geçirmeyi engellemek ya da en aza indirmektir.
Not: Bu bozukluk başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz ve maddenin kötüye kullanımıya da başka bir sağlık durumunun fizyolojik etkilerine bağlanamaz.

Yaygın Kaygı Bozuluğu

Mart 19, 2019 at 12:19 pm · · 0 comments

Yaygın Kaygı Bozuluğu

Anksiyete kavramı aslında, birçok insanın hayatının bazı dönemlerinde yaşadığı ve yakından tanıdığı kaygıyla eş anlamlıdır. Kaygı, tehlikeli durumlarda, “vücuda meydan okumaya hazır olması gerektiğini haber veren” sinyaldir. Bu sebeple, insanlar için yaşamsal bir öneme sahiptir. Doğal ve gerekli olan kaygı hissedilmeye başlandığında nefes alış verişi ve kalp atışı hızlanarak kaslara daha fazla oksijen gitmesi sağlanmaktadır. Böylece vücut, tehlikeli durumlara kendini hazırlamış olmaktadır. Tehlikeli durumların farkına varmak gerektiğinde kişi bu dürtüyle tetikte beklemektedir. Buna karşılık, patolojik anksiyete ise, kaygı duygusunun sürekli olması, basit bir durumda ortaya çıkması gereken kaygı düzeyinin olması gerekenin çok üzerinde olması, kaygı duygusunun o duyguya uygun olmayan yaşantı anında da ortaya çıkması gibi durumlar ile kendini gösterir ve kişinin günlük hayatını ve işlevselliğini bozar.
 En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde, olaylar ve etkinliklere karşı şiddetli bir kaygı ya da kaygılı bir beklenti vardır.
 Kişi kuruntularını kontrol altına alamaz
Kişinin sahip olduğu kaygılı ve kuruntulu düşüncelere ek olarak aşağıdaki 6 semptomdan en az 3’ü olmalıdır ( en azından bazı belirtilerin son 6 ayın çoğunda bulunmuş olmadı gerekir)
• kolay yorulma
• Odaklanmada zorluk ya da zihin boşalmaları
• Kolay sinirlenme
• Kaslarda gerginlik
• Kalitesiz uyku ya da uykuyu sürdürmekte güçlük

Not 1: Çocuklarda sadece bir belirtinin bulunması yeterlidir.
Not 2: Herhangi bir ruhsal ya da fizyolojik bozukluk belirtileri ile daha iyi açıklanamaz

Depresyon

Nisan 26, 2018 at 9:10 am · · 0 comments

Depresyon

Depresyon

Genel Bilgiler

Depresyon, ruhsal bozuklukların içinde en sık karşılaşılan olmakla birlikte mutsuzluk ve  üzüntüden yeti yitimine kadar değişen durumları kapsamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, depresyonu en yıkıcı rahatsızlıklar arasında 4. sırada olduğunu ve kadınların erkeklere oranla daha çok depresyona girdiğini belirtmiştir.

Depresyonun patolojisinde beyindeki kimyasal dengenin bozulması önemli bir yer tutsa da, depresyonu sadece serotonin ve dopamin gibi beyin kimyasallarının düzensiz miktarda üretilmesiyle  açıklamak  yeterli değildir. Depresyonun oluşmasında, kişinin ruh halinin beyin tarafından hatalı şekilde düzenlenmesi, irrasyonel düşünce yapısı, genetik yatkınlık, strese yol açan olaylar, kullanılan ilaçlar ve tıbbi sorunlar neden olabilir.

Depresyonun Belirtileri

Günlük yaşamda bizi üzen, keder veren olaylar karşımıza sıklıkla çıkabilmektedir fakat depresyonun bunlardan farkı; depresyondaki kişinin bu kederli ruh halini kalıcı ve daha yoğun olarak hissetmesidir. Bu ruh haline eşlik eden başlıca belirtiler karamsarlık, halsizlik, çaresizlik ve hayattan zevk alamamadır. Depresyondaki kişinin hareketlerinde, yürüyüşünde ve konuşmasında belirgin bir yavaşlama dikkat çekebilir. Unutkanlık ve dikkat problemleri kişinin işlevselliğini büyük ölçüde bozabilir. Depresyonun fiziksel belirtileri arasında uykusuzluk, iştahsızlık ve kilo kaybı, kabızlık, cinsel isteğin azalması ve kadınlarda adet düzensizliği sıkça gözlemlenebilir.  oldukça sık görülür. Depresyondaki kişi kendisini değersiz hisseder, yaptığı hiçbir şeyde başarı gösteremediğini düşünür, kendisine olan güvenini yitirmiştir, çoğu zaman başarılarının da şans eseri olduğunu düşünmektedir. Kişi geleceğe ilişkin ümitsizlik hisseder, bu ümitsizliğin yanı sıra sıklıkla hayatın yaşamaya değer olmadığı düşüncesi vardır. Bazı durumlarda kişi intiharı bulunduğu durumdan çıkışın tek yolu olarak görerek intihar girişiminde bulunabilir.

Risk Faktörleri

Olumsuz bir yaradılışa sahip olmak depresyon için gerekli ortamı sağlamada pozitif bir tetikleyici olduğu için önemli bir risk faktörüdür. Depresyonla ilgili yapılan çalışmalar, depresyon tanısı almış bireylerin yaşam öykülerinde travma geçmişine sahip olmak, yaşamda önemli kayıplar yaşamak, çocukluk döneminde yaşanan istismar öyküsüne sahip olmak, ilişki problemleri, boşanma gibi sebeplerin depresyon için risk faktörü olduğunu ortaya koymaktadır. Bunlara ek olarak alkol ve madde bağımlığı, stres yaratan yaşam olayları ve kullanılan bazı ilaçların depresyona yatkınlık oluşturduğu bilinmektedir.

Tedavi

Depresyon yaşayan kişinin aile, iş ve sosyal hayatında ciddi bir işlev kaybı gözlemlendiği için, erken teşhis ve tedavi kişinin yaşam kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Depresyon tedavisinde amaç, kişinin depresyon dönemi öncesindeki yaşantısına tamamen geri dönmesini sağlamaktır.

Depresyonun tedavisinde psikoterapi oldukça etkili bir yöntemdir fakat bazı durumlarda psikoterapiye ek olarak antidepresanlar da depresyon tedavisinde kullanılmaktır.

Depresyon kronik bir haslık olması nedeniyle iyileştikten sonra da yineleyebilir. Bu nedenle bir kez depresyon geçiren kişilerin tekrar depresyon geçirme olasılığı yüksektir. Psikoterapi, depresyonun tekrarlamasını önlemekte önemli bir yere sahiptir.

Unutulmaması gereken nokta, depresyon kişinin hayatını olumsuz yönde etkiler ve depresyon tedavi edilmediği zaman, şiddeti artabilir, kronikleşebilir ya da intihar ile sonuçlanabilir.

 

 

Sorularınız ve randevu için iletişim sayfasındaki telefon numarasından ulaşabilirsiniz.

 

Kendinize Sorun!

Nisan 24, 2018 at 11:44 am · · 0 comments

Kendinize Sorun!

Psikolojik desteğe ihtiyacınız olup olmadığını test etmek isterseniz, aşağıdaki soru listesi size yardımcı olabilir.

Kendimi öncekinden farklı hissediyor muyum?
Bu değişiklik huzurumu bozuyor mu?
Bu değişikliğin bir açıklaması var mı?
Bu açıklama sıkıntıların süresini ve şiddetini açıklamaya yetmiyor mu?
Günlük işlerimi oldukça zorlanarak mı yapıyorum?
Hep endişeli miyim ve çok korkuyor muyum?
Bedensel rahatsızlıklarım var mı?
Rahat uyuyamıyor muyum? Yetersiz veya fazla mı uyuyorum?
Kendimi sıklıkla saldırgan, kin dolu, gergin hissediyor muyum veya çok tahammülsüz ya da hoşgörüsüz müyüm?
Sık sık çalışamaz raporu alıyor muyum?
İntihar düşüncelerim var mı?
Çevremde sorunlarım hakkında konuşabileceğim insan yok denecek kadar az mı?
Arkadaşlarımla yaptığım konuşmalar artık fayda etmiyor mu?
Başkaları da bendeki değişikliğin farkında mı?
Bu değişiklikler üç aydan uzun bir süredir devam ediyor mu?
Bu değişikliklere karşı umursamaz mı davranıyorum?

Sorularınız ve randevu için iletişim sayfasındaki telefon numarasından ulaşabilirsiniz.